• Anasayfa
  • Ömer Nasuhi Bilmen
  • Fussilet  suresi
  • Fussilet  44
  • Ömer Nasuhi Bilmen: Fussilet  Suresi 44. Ayet Meali

  • وَلَوْ
  • جَعَلْنَاهُ
  • قُرْاٰنًا
  • اَعْجَمِيًّا
  • لَقَالُوا
  • لَوْلَا
  • فُصِّلَتْ
  • اٰيَاتُهُۜ
  • ءَاَۭۘعْجَمِيٌّ
  • وَعَرَبِيٌّۜ
  • قُلْ
  • هُوَ
  • لِلَّذ۪ينَ
  • اٰمَنُوا
  • هُدًى
  • وَشِفَٓاءٌۜ
  • وَالَّذ۪ينَ
  • لَا
  • يُؤْمِنُونَ
  • ف۪ٓي
  • اٰذَانِهِمْ
  • وَقْرٌ
  • وَهُوَ
  • عَلَيْهِمْ
  • عَمًىۜ
  • اُو۬لٰٓئِكَ
  • يُنَادَوْنَ
  • مِنْ
  • مَكَانٍ
  • بَع۪يدٍ۟
  • Ömer Nasuhi Bilmen: Ve eğer onu, yabancı bir lisan ile Kur´an kılsa idik elbette derlerdi ki: «Ayetleri tafsil edilmeli değil mi idi. Arabî bir peygambere yabancı bir lisan ile (Kur´an) olur mu?» De ki: «O, imân edenler için bir vesile-i hidâyettir ve bir şifadır.» Ve o kimseler ki imân etmezler. Onların kulaklarında bir sağırlık vardır. Ve o, onlara karşı bir körlüktür. Onlara uzak bir mekandan nidâ olunuverir.