• Anasayfa
  • Ali Fikri Yavuz
  • Neml  suresi
  • Neml  40
  • Ali Fikri Yavuz: Neml  Suresi 40. Ayet Meali

  • قَالَ
  • الَّذ۪ي
  • عِنْدَهُ
  • عِلْمٌ
  • مِنَ
  • الْكِتَابِ
  • اَنَا۬
  • اٰت۪يكَ
  • بِه۪
  • قَبْلَ
  • اَنْ
  • يَرْتَدَّ
  • اِلَيْكَ
  • طَرْفُكَۜ
  • فَلَمَّا
  • رَاٰهُ
  • مُسْتَقِرًّا
  • عِنْدَهُ
  • قَالَ
  • هٰذَا
  • مِنْ
  • فَضْلِ
  • رَبّ۪ي۠
  • لِيَبْلُوَن۪ٓي
  • ءَاَشْكُرُ
  • اَمْ
  • اَكْفُرُۜ
  • وَمَنْ
  • شَكَرَ
  • فَاِنَّمَا
  • يَشْكُرُ
  • لِنَفْسِه۪ۚ
  • وَمَنْ
  • كَفَرَ
  • فَاِنَّ
  • رَبّ۪ي
  • غَنِيٌّ
  • كَر۪يمٌ
  • Ali Fikri Yavuz: Kendinde ilâhî kitabdan bir ilim bulunan bir (melek) dedi ki; “-Ben gözünü kırpmadan önce onu sana getiririm.” Derken Süleyman, tahtı yanında duruyor görünce dedi ki; “- Bu, rabbimin fazlındandır; beni imtihan etmek içindir: Şükür mü edeceğim, yoksa nankörlük mü yapacağım? Kim şükrederse, ancak kendi menfaatine şükreder; kim de nankörlük ederse, muhakkak ki rabbim onun şükrüne muhtaç değildir, ona yine de nimet verir.”